GECİKMEYİ SİSTEMATİK OLARAK SONA ERDİRMEK
Yargı süreçlerinin hızlandırılması ve gecikmelerin sistematik biçimde ortadan kaldırılması, artık dönemsel olarak ele alınan bir başlık olmaktan çıkmıştır.
Sayın Adalet Bakanımız ve HSK Başkanımız Akın Gürlek’in liderliğinde bu mesele; Adalet Bakanlığımızın, Hâkimler ve Savcılar Kurulumuzun ve bütün yargı teşkilatımızın ortak hedeflerinden biri hâline gelmiştir.
Türkiye’nin Her Yerindeki Gecikme Gündemimizdedir
Artık Iğdır’daki bir tapu iptali ve tescil davasında yaşanan gecikme de Edirne’deki bir ortaklığın giderilmesi davasının uzaması da Niğde’de bir ailenin ve neslin geleceğini etkileyen boşanma davasındaki gecikme de Hâkimler ve Savcılar Kurulu olarak bizim gündemimizdedir.
Gecikmenin ekonomik, toplumsal ve insani sonuçları olan ağır bir maliyeti vardır. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle Bakanlığımızın Tazminat Komisyonu tarafından hükmedilen tazminatlar ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları sonucunda ödenen tazminatlar, kamu bütçesi üzerinde önemli bir yük oluşturmaktadır.
Ancak gecikmenin adalete duyulan güven bakımından ortaya çıkardığı maliyet, parasal olarak ölçülebilen tutarlardan çok daha büyüktür.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu olarak, yargısal faaliyete müdahale etmeksizin gecikmenin doğurduğu bu maliyetleri azaltma ve ortadan kaldırma sorumluluğunu taşıyoruz. Bu nedenle “Geciken adalet adalet değildir.” sözü bizim için yalnızca bir hukuk ilkesi değil, yerine getirilmesi gereken somut bir çalışma talimatıdır.
Mevzuat Önemlidir; Ancak Tek Başına Yeterli Değildir
Bugüne kadar yargının hızlandırılması amacıyla önemli reformlar hayata geçirilmiştir. Adalet teşkilatımızın fiziki kapasitesi güçlendirilmiş, yeni mahkemeler kurulmuş, insan kaynağımız geliştirilmiş, bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçirilmiş ve UYAP başta olmak üzere dijital altyapımız ileri bir seviyeye taşınmıştır.
Ancak bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmemiz gerekiyor: Mevzuat önemlidir; fakat tek başına yeterli değildir.
Bir dosya bazen kanuni bir eksiklik nedeniyle değil; yapılamayan bir tebligat, geciken bir bilirkişi raporu, gerçekleştirilemeyen bir keşif, yerine getirilemeyen bir talimat, ulaşmayan bir rapor veya başka bir kurumdan temin edilemeyen bilgi ve belge nedeniyle uzamaktadır.
Bu noktada yeni dönemin temel yaklaşımı ortaya çıkmaktadır: Süreç yönetimi, süreç organizasyonu, kurumlar arası koordinasyon ve sonuç alınıncaya kadar sürdürülen etkin takip.
Yeni Bir İşleyişten Öte Bir Kültür Değişimi
Bu anlayışın sahadaki en önemli taşıyıcıları adalet komisyonu başkanlarımız ile Cumhuriyet başsavcılarımızdır.
Komisyon başkanlarımız ve başsavcılarımız; yargısal süreçlerdeki tıkanma noktalarının belirlenmesinde, çözüm önerilerinin geliştirilmesinde ve ilgili kurumlarla koordinasyonun sağlanmasında öncü rol üstlenmelidir.
Bunu yalnızca yeni bir işleyiş modeli olarak değil, yargısal süreçlerde bir kültür değişimi olarak görmeliyiz. Gecikme riskini önceden gören, doğrudan iletişim kuran ve sorunu tespit etmekle yetinmeyip çözüm sonuçlanıncaya kadar takip eden bir çalışma anlayışını hep birlikte yerleştirmeliyiz.
Çünkü bir dosyanın yalnızca ne kadar süredir devam ettiğini bilmek yeterli değildir. Neden devam ettiğini de bilmemiz gerekir:
- Dosya hangi aşamada bekliyor?
- Hangi işlem yapılamıyor?
- Sorunun çözümü kimin elinde bulunuyor?
- Benzer gecikmelerin tekrar yaşanmaması için hangi tedbirin alınması gerekiyor?
Ölçemediğimiz gecikmeyi yönetemeyiz; sebebini belirleyemediğimiz gecikmeyi ise ortadan kaldıramayız.
Kararın Ne Olacağıyla Değil, Kararın Önündeki Engellerle İlgileniyoruz
Buradaki hedefimiz hiçbir şekilde dosyanın içeriğine veya hâkimin yargısal takdirine müdahale etmek değildir.
Biz, kararın ne olacağıyla değil; karar verilebilmesinin önündeki idari, teknik ve kurumsal engellerin nasıl kaldırılacağıyla ilgileniyoruz.
Bu anlayışla Hâkimler ve Savcılar Kurulunda görev yapan tetkik hâkimlerimizi adalet komisyonlarımız ve Cumhuriyet başsavcılıklarımızla eşleştirdik.
HSK’deki ilgili tetkik hâkimi, eşleştirildiği adliyenin karşılaştığı sorunları yakından takip edecek; adalet komisyonu başkanı ve Cumhuriyet başsavcısıyla iletişim hâlinde olacak, gerektiğinde Bakanlığımızın ilgili birimleri ve diğer kamu kurumlarıyla koordinasyon kurulmasına katkı sağlayacaktır.
Bu bir denetim anlayışı değil; dayanışma, koordinasyon ve birlikte çözüm üretme anlayışıdır.
Mahallinde İstişare ve Doğrudan Çözüm
Sayın Bakanımızın imzasıyla yayımlanan Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının işleyişine ilişkin rehberde, “İhtiyaç hâlinde mahallinde istişari mekanizmalar oluşturulabilir.” ifadesine yer verilmiştir.
Bu kapsamda gecikmeye neden olan sorun belirlenecek, konu ilgili hâkimimiz veya Cumhuriyet savcımızla istişare edilecek ve çözüm için katkısına ihtiyaç duyulan kurumlar tespit edilecektir.
Gerektiğinde üniversite, valilik, belediye, tapu müdürlüğü veya diğer kurumların temsilcileri ile yargı mensuplarının katılacağı çözüm toplantıları gerçekleştirilecektir.
Bu istişare mekanizmasının amacı, gecikmeye neden olan engeli belirlemek ve sorunu, yetki sahibi muhataplarla doğrudan ele alarak kaynağında ortadan kaldırmaktır.
Böylece yalnızca bir dosyadaki sorunu çözmekle kalmayacak, benzer gecikmelerin tekrarını önleyecek yöntemler de geliştireceğiz.
Bir dosyadan sisteme, bir çözümden modele ulaşacağız.
“Sıfır Kadastro Dosyası” Tecrübesi
Bu yaklaşımın başarıya dönüşebileceğini “Sıfır Kadastro Dosyası” çalışmasında hep birlikte gördük.
Yıllarca, hatta onlarca yıl devam eden kadastro dosyaları tek tek incelendi. Her dosyanın neden sonuçlandırılamadığı ve neye ihtiyaç duyduğu belirlendi. Hâkimlerimizin karşılaştıkları sorunlar doğrudan kendilerinden dinlendi.
Bakanlığımız Personel Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda adalet komisyonlarımız, Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve ilgili kamu kurumları ortak bir çözüm iradesi etrafında bir araya getirildi.
Ulaşılması güç bir bölgede keşif yapılması gerektiğinde, ilgili kurumlarla koordinasyon kurularak gerektiğinde helikopter dâhil kamuya ait ulaşım imkânları harekete geçirildi. Yıllardır yapılamayan bir yurt dışı tebligatında Bakanlığımızın ilgili birimleri ve adalet müşavirlerimiz sürece dâhil edildi.
Sorun yalnızca yazıyla sorulmadı; işlem sonuçlanıncaya kadar takip edildi. Neticede yıllarca devam eden ve neredeyse çözülemez olduğu düşünülen dosyaların karara bağlanabildiğini gördük.
Gecikme Kural Değil, İstisnadır
Bu tecrübe bize önemli bir gerçeği gösterdi: Gecikme, yargı sistemimizin geneline hâkim bir kural değil, istisnadır. Ancak istisna niteliğindeki bu gecikmelerin vatandaşımızda ve adalete duyulan güven üzerinde oluşturduğu etki büyüktür.
Biz bu gecikmeleri yönetebilir, nedenlerini belirleyebilir ve ortadan kaldırabiliriz. Sayın Bakanımızın ve Hâkimler ve Savcılar Kurulumuzun ortaya koyduğu iradeyle yargı teşkilatımız ve ülkemizin geleceği adına kalıcı bir başarı hikâyesi yazabiliriz.
Uzun yıllardır devam eden dosyaların karara bağlanması, yalnızca adalet duygusunu güçlendirip yargıya duyulan güveni artırmayacaktır. Aynı zamanda meslektaşlarımızın yoğun emeğini görünür kılacak, bu emeğin gecikmelerin gölgesinde kalmasını ve haksız ithamlara konu olmasını da önleyecektir.
Hizmet Puanı Sistemi ve Mesleki Memnuniyet
Genel Kurulumuzca kabul edilen yeni sistemle; görev yerlerinin çalışma koşulları ve zorluk derecesi ile meslektaşlarımızın görev yapma isteği ve hizmet süresi esas alınarak hizmet puanı oluşturulacaktır.
Atamaların bu puana göre daha adil ve tutarlı yapılması, mesleki memnuniyet ve motivasyonu artıracaktır. Bu da dosyaların daha kısa sürede sonuçlandırılmasına ve yargı hizmetlerinin etkinliğine katkı sağlayacaktır.
İnsan kaynağının doğru yönetimi, yargı hizmetlerinin etkinliğinden bağımsız değildir. Meslektaşlarımızın görev yaptıkları yerdeki huzuru, memnuniyeti ve motivasyonu; ortaya koydukları emeğe ve hizmetin niteliğine doğrudan yansımaktadır.
Sıfır Gecikmeli Yargı Ne Anlama Geliyor?
“Sıfır Gecikmeli Yargı”, bütün dava ve soruşturmaların aynı sürede sonuçlandırılması demek değildir. Her dosyanın niteliğinin, taraf sayısının ve delil durumunun farklı olduğunun farkındayız.
Amacımız; sebepsiz yere bekleyen, takip eksikliği nedeniyle uzayan, organizasyon yetersizliği yüzünden ilerlemeyen ve çözümü mümkün olduğu hâlde çözümsüz bırakılan hiçbir dosyanın kalmamasıdır.
Sayın Bakanımızın iradesiyle hayata geçirilen Alo Adalet 135 Hattı ile Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları, bu anlayışın ürünüdür.
Sistemi Uygulayıcılarla Birlikte Geliştireceğiz
Yargı Hizmetlerinin Etkinliğini İzleme ve Değerlendirme Toplantıları da bu yaklaşımın önemli bir parçasıdır.
Sahadaki tecrübeleri açık yüreklilikle paylaşmalı, başarılı uygulamaları görünür hâle getirmeli, aksayan yönleri belirlemeli ve sistemi daha etkili kılacak araçları birlikte geliştirmeliyiz.
Çünkü en güçlü sistemler, yalnızca merkezde hazırlanan düzenlemelerle değil; uygulayıcıların bilgisi, tecrübesi, eleştirisi ve katkısıyla gelişir.
Hedefimiz Gecikmeyi Sistematik Olarak Sona Erdirmektir
Bu hedefi gerçekleştirecek mevzuata, teknolojik altyapıya, kurumsal kapasiteye ve her şeyden önemlisi büyük bir fedakârlıkla çalışan güçlü bir yargı insan kaynağına sahibiz.
Şimdi ihtiyacımız olan; ortak bir hedef, güçlü bir koordinasyon ve sonuç alınıncaya kadar sürdürülecek çalışma iradesidir.
Sayın Bakanımızın liderliğinde; Hâkimler ve Savcılar Kurulumuzun, Adalet Bakanlığımızın, hâkimlerimizin, Cumhuriyet savcılarımızın ve adalet personelimizin ortak gayretiyle yargı süreçlerindeki gecikmeleri sistematik biçimde ortadan kaldıracağımıza yürekten inanıyorum.
Olağan dışı hâle gelmiş sorunlar, alışılmış ve olağan yöntemlerle çözülemez. Biz de hukukun sınırları içinde aklın, teknolojinin, güçlü koordinasyonun ve kararlı takibin bütün imkânlarını harekete geçirmek zorundayız.
Çünkü hedefimiz yalnızca geciken dosyaları sonuçlandırmak değil, gecikmeyi sistematik olarak sona erdirmektir.