Yargıda Adil İş Paylaşımından Zamanında Adalete

Adaletin insan hayatındaki karşılığı, verilen karar kadar o karara ulaşıncaya kadar yaşanan süreçte de kendisini gösterir. Bir davanın veya soruşturmanın ardında; belirsizliğin sona ermesini bekleyen insanlar, korunmayı bekleyen haklar ve hayatına devam etmek isteyen aileler vardır. Bu nedenle yargıda geçen zamanı yönetmek, insanın hayatına ve hakkına gösterilen özenin bir parçasıdır.

Anayasa’nın 141. maddesi, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi olarak belirlemektedir. Bu hüküm, zamanında adaleti yargı hizmetinin temel sorumluluklarından biri hâline getirmektedir. 

Bu sorumluluğun yerine getirilmesi; hukuki güvenceleri koruyan, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına imkân veren ve gereksiz beklemeleri önleyen bir işleyişi gerektirir. Hedefimiz, her dosyanın ihtiyaç duyduğu dikkat ve emekle, önlenebilir gecikmelere maruz kalmadan sonuçlandırılabilmesidir.

Hukuki düzenlemeyi işler hâle getiren organizasyon

Yargısal süreçlerin iyileştirilmesinde mevzuat düzenlemeleri temel bir yere sahiptir. Görevlerin, yetkilerin ve usullerin açık biçimde belirlenmesi, öngörülebilir bir işleyişin zeminini oluşturur. Bu zeminin vatandaşın hayatına olumlu yansıması ise insan kaynağının doğru planlanmasına, iş süreçlerinin açıklığına ve uygulamanın düzenli takibine bağlıdır.

Bu sebeple yargıda iyileştirme çalışmalarını, normatif düzenlemelerle yönetim ve organizasyonu birlikte ele alan bir anlayışla yürütmek gerekir. Hangi işin kim tarafından yapılacağı, hangi aşamada takip edileceği ve bir aksama ortaya çıktığında kimin harekete geçeceği belirgin olmalıdır. Görevlerin kesiştiği veya sorumluluğun belirsizleştiği alanlar açıklığa kavuşturulmalıdır.

İyi bir organizasyon, meslektaşımızın zamanını ve emeğini korur. Aynı işlemin tekrar edilmesini, bir yazışmanın takipsiz kalmasını veya çözülebilecek bir sorunun uzun süre beklemesini önler. Böylece hâkim ve savcılarımızın mesleki birikimlerini yargısal faaliyete daha güçlü biçimde yansıtmalarına imkân sağlar.

Her dosyanın gecikme sebebine uygun çözüm

Gecikmelerin sistematik olarak ortadan kaldırılması, genel tedbirlerin somut dosyalardaki sorunları çözebilmesini gerektirir. Bir yerde etkili olan çözüm, başka bir yerde aynı sonucu vermeyebilir. Dosyaların niteliği, iş yoğunluğu, personel durumu ve bölgesel şartlar farklılaşabilir.

Bu nedenle yönetim sorumluluğu, toplam dosya sayılarını izlemenin yanında beklemenin hangi aşamada ve hangi sebeple oluştuğunu görmeyi de kapsar. Geciken bir bilirkişi raporu, tamamlanamayan bir tebligat, başka bir kurumdan beklenen belge veya iş dağılımındaki dengesizlik, kendi şartları içinde ele alınmalıdır.

Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları ve süreç takibi çalışmalarında önem verdiğimiz yaklaşım budur: Sorunu somutlaştırmak, çözüm için ilgili birimleri harekete geçirmek ve alınan tedbirin sonucunu takip etmek.

Buradaki yönetim görevi, bağımsız değerlendirme ve karar verme faaliyetinin önündeki idari ve organizasyon kaynaklı engelleri gidermektir. Meslektaşlarımızın karar verebilmeleri için gerekli şartları güçlendirmek, teşkilatın ortak sorumluluğudur.

İnsan kaynağının merkezinde insan vardır

Yargının insan kaynağı yönetimi, kadro ve dosya sayılarının ötesinde bir dikkat gerektirir. Her görevin arkasında bilgi, tecrübe, sorumluluk duygusu ve yoğun emek bulunur. Binalar ve teknoloji bu emeği destekler; hizmetin niteliğini ise bu imkânları kullanan insan belirler.

Bu nedenle meslektaşlarımızın çalışma şartları, üstlendikleri sorumluluklar ve emeklerinin karşılığında hissettikleri adalet duygusu, hizmetin etkinliğiyle doğrudan ilişkilidir. İş yükünün dengeli dağıtıldığı, sorumlulukların açık olduğu ve katkının görüldüğü bir çalışma ortamı, mesleki aidiyeti güçlendirir.

Adil iş paylaşımında dosya sayısıyla birlikte işin niteliği, güçlüğü, gerektirdiği zaman ve yürütülen diğer görevler de değerlendirilmelidir. Amaç, farklı şartları gözeten, gerekçesi anlaşılabilir ve hakkaniyetli bir dağılım oluşturmaktır.

Emeğin görünür kılınması da bu anlayışın tamamlayıcısıdır. Yıllardır bekleyen bir dosyanın önündeki engeli kaldıran, eksik bir işlemi tamamlayan, kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlayan her meslektaşımızın ve personelimizin katkısı değerlidir. Bu katkının görülmesi, ortak hedefe duyulan inancı büyütür.

Yönetim sorumluluğu ile uygulama tecrübesinin buluşması

HSK Genel Kurulumuzca alınan ilke kararı, bu bütüncül yaklaşımın somut adımlarından biridir. Kararla, Cumhuriyet başsavcı vekilleri ile asliye ceza Cumhuriyet başsavcılarının, yöneticilik görevlerinin yanında soruşturma iş bölümlerine de belirli oranlarda katılmaları sağlanmıştır.

İş yoğunluğu ve bölgesel şartlar gözetilerek yürütülecek uygulama, yöneticilerin yargısal süreçlerle doğrudan bağlarını güçlendirmeyi ve iş yükünün daha adil paylaşılmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Soruşturma süreçlerinin içinde yer alan bir yönetici; işleyişteki güçlükleri, işlemlerin gerektirdiği emeği ve meslektaşlarının karşılaştığı ihtiyaçları doğrudan değerlendirme imkânı bulur. Bu tecrübe, iş bölümünden koordinasyona kadar yönetim kararlarının daha sağlıklı verilmesini destekler.

Bu yaklaşım, meslektaşlarımızın yöneticilik yetkinlikleri gelişirken yargısal süreçlerle bağlarının da güçlü kalmasını sağlayacaktır. Soruşturma iş bölümlerine doğrudan katılmaları, mesleki bilgi ve tecrübelerinin güncelliğini koruyacak; kişisel kariyer gelişimlerini ve ileride üstlenecekleri görevler bakımından mesleki birikimlerini destekleyecektir. Böylece yönetim tecrübesiyle yargısal birikim birbirini beslerken, yargı teşkilatının ortak sorumluluk içinde ve bir bütün olarak işleyişi de güçlenecektir.

İlke kararının taşıdığı esas değer, bu ortak sorumluluk anlayışıdır. Yöneticilik vasfıyla uygulama tecrübesinin birlikte gelişmesi; teşkilatın sorunları birlikte görmesine, çözümü birlikte üretmesine ve emeği daha dengeli paylaşmasına hizmet edecektir.

Meslektaş memnuniyetinin ve motivasyonunun güçlenmesi de bu yaklaşımın beklenen sonuçları arasındadır. Katkısının görüldüğünü ve sorumluluğun hakkaniyetle paylaşıldığını hisseden meslektaşımızın kurumsal aidiyeti güçlenir. Bu güç, vatandaşın aldığı hizmete yansır.

Ortak emekten vatandaşın adalete erişimine

Adalet Bakanımız ve HSK Başkanımız Sayın Akın Gürlek’in de önem ve öncelik verdiği, yargıda gecikmelerin sistematik olarak ortadan kaldırılması hedefi; mevzuat, insan kaynağı, yönetim ve organizasyonun aynı amaç doğrultusunda buluşturulmasını gerektirmektedir.

HSK olarak süreçlerin takibini, aksayan alanların belirlenmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını bu anlayışla ele alıyoruz. Yereldeki tecrübeyi ve meslektaşlarımızın katkısını çözümün temel unsurları arasında görüyoruz.

Kalıcı başarı, sorunların erken fark edildiği, sorumlulukların açıkça üstlenildiği ve çözümün düzenli olarak takip edildiği bir çalışma kültürüyle mümkün olacaktır. Bu kültürün taşıyıcısı; hâkimi, savcısı, yöneticisi ve personeliyle bütün yargı teşkilatıdır.

Adil paylaşılan her iş yükü, görünür kılınan her emek ve giderilen her aksama, vatandaşın adalete zamanında erişimine katkı sunar. Bir dosyanın önündeki engel kaldırıldığında, o dosyanın taraflarının hayatında da bir yol açılır. Bütün çabamız, meslektaşlarımızın ortak emeğini bu insani ve hukuki sonuca ulaştırmaktır.

Turan KULOĞLU
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Daire Başkanı

Bu blogdaki popüler yayınlar

SIFIR GECİKMELİ YARGI MODELİ

Yeni Adli Yıla Girerken...