ADALET MUMU ARTIK DİBİNE DE IŞIK VERECEK
Yargıda yeni adım: Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının atamalarında adil, eşit, şeffaf ve puan esaslı dönem
Turan KULOĞLU
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Daire Başkanı
Adaletin zamanında tecelli etmesi, yalnızca iyi işleyen bir yargı sisteminin değil, hukuk devletinin de temel şartıdır. Çünkü geciken adalet; vatandaşın hakkına ulaşmasını zorlaştırdığı gibi, adalet sistemine duyulan güveni de zedeler.
Yargıdaki gecikmeler çoğu zaman tek ve büyük bir sorundan kaynaklanmaz. Tebligattan bilirkişiye, talimattan keşfe, yakalama kararlarının infazından kurumlar arasındaki yazışmalara, insan kaynağından iş bölümüne kadar küçük görülen çok sayıda aksama bir araya gelir ve vatandaşın karşısına uzun bir bekleme süresi olarak çıkar.
Bu nedenle gecikmeyle mücadele, yalnızca dosyaların daha hızlı sonuçlandırılmasını istemekle sınırlı tutulamaz. Gecikmeye yol açan her unsurun ayrı ayrı tespit edilmesi, ölçülmesi ve kendi kaynağında çözüme kavuşturulması gerekir.
Ölçemediğimiz gecikmeyi yönetemeyiz.
Bugün yargı hizmetlerinde geliştirilen yeni yönetim anlayışının temelinde de bu yaklaşım bulunmaktadır: Sorunu görmek, nedenini belirlemek, sorumlu kişi ve kurumlarla istişare etmek, çözümü uygulamak ve sonucu takip etmek…
Kısacası:
Tespit edeceğiz, ölçeceğiz, çözeceğiz.
Gecikmeye karşı bütüncül bir sistem kuruluyor
Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları, Alo Adalet 135 Hattı, faili meçhul dosyaların araştırılmasına yönelik ihtisas yapılanması, iş süreçlerini sadeleştiren yasal düzenlemeler ve yetki ile sorumluluğu netleştiren yeni yönetim yaklaşımı…
Bütün bu çalışmaların ortak hedefi aynıdır: Yargıdaki gecikmeleri geçici tedbirlerle değil, sistematik ve kalıcı çözümlerle ortadan kaldırmak.
Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları aracılığıyla makul sürede sonuçlanmayan dosyalardaki gecikme nedenlerinin mahallinde belirlenmesi ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde çözülmesi hedeflenmektedir. Alo Adalet 135 Hattı ise vatandaşın gecikmeye ilişkin başvurusunu kurumsal ve takip edilebilir bir kanala taşıyarak bu mekanizmayı tamamlamaktadır.
Bu yapı, yargısal faaliyete müdahale etmeksizin; yargılamanın çevresinde oluşan idari, teknik ve organizasyonel aksaklıkların giderilmesine odaklanmaktadır. Çünkü bir dosyanın karara bağlanması hâkimin yargısal yetkisinde olmakla birlikte, o dosyanın önündeki idari ve teknik engellerin kaldırılması güçlü bir yönetim ve koordinasyon sorumluluğudur.
Yeni yaklaşım yalnızca dosya sayılarına değil; yargının yönetimine, organizasyonuna ve iş süreçlerine de odaklanmaktadır. İş akışlarının sadeleştirilmesi, görevlerin ve muhatapların belirgin hâle getirilmesi, yetki ile sorumluluğun birlikte tanımlanması ve sonuçların düzenli biçimde takip edilmesi amaçlanmaktadır.
Adalet komisyonu başkanları ile Cumhuriyet başsavcılarının idari koordinasyon rollerinin güçlendirilmesi; ortaya çıkan sonuçların ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve veriye dayalı şekilde izlenmesi de bu anlayışın önemli bir parçasıdır.
Şimdi sırada sistemin ana gücü var: İnsan kaynağı
Yargı hizmetlerinin etkinliği yalnızca mevzuat değişiklikleriyle, yeni kurumlarla veya güçlü bir teknolojik altyapıyla sağlanamaz. Yargının gerçek gücü; adalet hizmetini omuzlayan hâkimlerin, Cumhuriyet savcılarının ve yargı çalışanlarının bilgisi, emeği ve fedakârlığından doğar.
Bu nedenle yargıdaki gecikmeleri sistematik olarak ortadan kaldırmayı amaçlayan reform zincirinin yeni halkasını, insan kaynağının adil ve etkin yönetimi oluşturmaktadır.
Hazırlanan Atama Yönetim Sistemi ile hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın görev yaptıkları yerlerde geçirdikleri sürelerin, hizmet bölgeleri ve görev mahallerinin zorluklarının, üstlendikleri görev ve sorumlulukların somut ölçütlerle puana dönüştürülmesi öngörülmektedir.
Bu puanların atama ve yer değiştirme süreçlerinde esas alınmasıyla meslektaşlarımız kendi durumlarını, önceliklerini ve atanma imkânlarını daha açık biçimde görebilecektir.
Böylece atama sistemi;
🔹 Daha adil,
🔹 Daha eşit,
🔹 Daha şeffaf,
🔹 Daha öngörülebilir
bir yapıya kavuşacaktır.
Amaç yalnızca yeni bir puanlama cetveli oluşturmak değildir. Asıl amaç; yıllarca farklı coğrafyalarda ve zorlu şartlar altında görev yapan meslektaşlarımızın emeğini görünür kılmak, fedakârlığını somut karşılığa dönüştürmek ve atamalara ilişkin beklentileri önceden bilinen ölçütlere bağlamaktır.
Emeğin görünür olduğu bir sistem
Adalet duygusu, yalnızca verilen kararlarda değil; o kararları verenlerin tabi olduğu idari süreçlerde de hissedilmelidir.
Hâkim ve Cumhuriyet savcılarımız, görevlerini yerine getirirken coğrafi şartlardan iş yoğunluğuna, sosyal imkânlardan üstlendikleri ilave sorumluluklara kadar birbirinden farklı koşullarla karşılaşmaktadır. Bu farklılıkların görülmesi, ölçülmesi ve hakkaniyetli şekilde değerlendirilmesi, kurumsal adaletin gereğidir.
Atamaların önceden bilinen, eşit uygulanabilen ve denetlenebilir ölçütlere dayanması; yalnızca bireysel beklentileri karşılamayacak, Kurul kararlarına duyulan güveni ve mesleki aidiyeti de güçlendirecektir.
Emeğin görünür olması mesleki memnuniyeti, mesleki memnuniyet motivasyonu, motivasyon verimliliği artıracaktır. Artan verimlilik ise vatandaşımıza daha hızlı, etkin ve nitelikli bir adalet hizmeti olarak yansıyacaktır.
İnsan kaynağı yönetiminde memnuniyet ile verimlilik arasında doğru bir orantı bulunduğu gerçeğinden hareketle bu sistem; mesleki memnuniyeti ve dolayısıyla verimliliği artırarak hem adalet hizmetlerinin etkinliğini hem de adalete duyulan güveni güçlendirecektir.
Dolayısıyla Atama Yönetim Sistemi, yalnızca hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın atama süreçlerine ilişkin bir düzenleme değildir. Aynı zamanda yargı hizmetlerinin bütününü etkileyen, vatandaş odaklı ve uzun vadeli bir insan kaynağı reformudur.
Adalet mumu artık dibine de ışık verecek
Adaletin ışığı topluma yön verir; hakkı korur, güveni güçlendirir ve birlikte yaşama irademizi ayakta tutar. Ancak “Mum dibine ışık vermez.” sözü, yıllardır adalet hizmetini sunanların kendi idari süreçlerine ilişkin beklentilerini anlatan güçlü bir metafor olarak hafızalarda yer almaktadır.
Atama Yönetim Sistemi ile artık adalet mumu dibine de ışık verecek.
Adaleti tesis eden hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın atamalarında daha adil, eşit, şeffaf ve öngörülebilir bir döneme geçilecek; görev süresi, görev yerinin zorluğu, üstlenilen sorumluluk ve ortaya konulan emek somut ölçütlerle görünür hâle gelecektir.
Yargıda güçlü ve kalıcı bir dönüşüm için mevzuatı, teknolojiyi, yönetimi ve insan kaynağını aynı hedef etrafında buluşturmak zorundayız.
Çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız…
Gecikmelerin nedenlerini tek tek tespit etmek, adalet hizmetlerinin önündeki engelleri kaldırmak, meslektaşlarımızın çalışma şartlarını iyileştirmek ve vatandaşımızın adalete zamanında erişmesini sağlamak için hep birlikte çalışacağız.
Atama Yönetim Sistemi’nin başta hâkim ve Cumhuriyet savcılarımız olmak üzere avukatlarımıza, yargı teşkilatımıza ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyorum.