ALO ADALET 135 HATTI’NA BİR DE BÖYLE BAKMAK LAZIM

Adalet hizmetlerine ilişkin her yeni uygulamanın hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı bakımından dikkatle değerlendirilmesi doğaldır. Bu hassasiyet, yargı sistemimizin gücüdür.

Alo Adalet 135 Hattı hakkında da hâkimlerin bağımsızlığına ve yargısal takdir yetkisine müdahale edilebileceği yönünde kaygılar dile getirilmektedir. Bu kaygıları önemsiyoruz. Ancak sistemin amacı ve işleyişi birlikte değerlendirildiğinde meseleye bir de başka açıdan bakılması gerektiğine inanıyorum.

Yıllardır sonuçlanmayan bir davası bulunan vatandaş, başvurabileceği açık ve kurumsal bir kanal bulamadığında ne yapıyor?

Kişisel İlişki Arayışından Kurumsal Başvuruya

Davası veya soruşturması uzun süredir devam eden vatandaş, gecikmenin nedenini öğrenmek ve sürecin ilerlemesini sağlamak amacıyla zaman zaman tanıdıklar veya aracılar vasıtasıyla hâkime, savcıya ya da adliye yöneticilerine ulaşmaya çalışabiliyor.

Bu arayışlar, yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılarımızı istemedikleri durumlarla karşı karşıya bırakabildiği gibi bağımsızlık ve tarafsızlıkları üzerinde haksız tartışmalara da yol açabiliyor.

Yargısal bağımsızlık bakımından asıl risk, vatandaşın kayıtlı ve şeffaf bir kurumsal kanala başvurması mı; yoksa aracılar üzerinden hâkim veya savcıya ulaşmaya çalışması mıdır?

Alo Adalet 135 Hattı, vatandaşın kişisel ilişki veya aracı aramasına gerek bırakmadan başvurusunu kayıtlı, eşit ve izlenebilir bir sistem üzerinden yapmasını sağlamaktadır. Böylece gayriresmî temasların yerini, herkes için aynı esaslarla işleyen kurumsal bir mekanizma almaktadır.

Bu yönüyle sistem, yargısal bağımsızlığı zayıflatan değil; hâkim ve savcılarımızı kişisel temaslardan, aracılık girişimlerinden ve haksız töhmetlerden koruyarak bağımsızlığı güçlendiren bir güvencedir.

Karara Değil, Gecikmenin Nedenine Bakıyoruz

Alo Adalet 135 Hattı’nın görevi; hâkime nasıl karar vereceğini söylemek, delilleri değerlendirmek veya yargısal takdir yetkisine müdahale etmek değildir. Bir davada kimin haklı olduğuna ve nasıl hüküm kurulacağına yalnızca bağımsız ve tarafsız mahkeme karar verir.

Öyleyse sistem neyi takip etmektedir?

Sistem, yargısal faaliyete müdahale etmeksizin gecikmenin kaynağını belirlemeyi ve hâkim ya da savcının tek başına çözme imkânı bulunmayan idari, teknik ve kurumsal engelleri ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.

Uzun süren dosyalara ilişkin incelemelerimiz, gecikmelerin yaklaşık yüzde 95’inin doğrudan hâkimlerin yargısal faaliyetinden değil; tebligat, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu süreçleri, keşif organizasyonu, talimat evrakı, kolluk işlemleri, yakalama kararlarının infazı ve kurum cevaplarının beklenmesi gibi dış etkenlerden kaynaklandığını göstermektedir.

Bir hâkim, aylarca gönderilmeyen bilirkişi raporunu tek başına nasıl hızlandırabilir? Tebligatın yapılamaması veya başka bir kurumdan beklenen cevabın gelmemesi hâlinde bütün sorumluluğun hâkim ya da savcıya yüklenmesi ne kadar hakkaniyetlidir?

Alo Adalet 135 Hattı ile Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları, bu dış etkenlerin tespit edilmesini ve ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde çözüme kavuşturulmasını sağlayacaktır.

Her Gecikmenin Kendine Özgü Bir Düğümü Vardır

Uzayan her dosyanın arkasında aynı neden bulunmamaktadır. Kimi dosyada tebligat yapılamamakta, kimi dosyada bilirkişi raporu beklenmekte, kimi dosyada ise başka bir kurumdan gönderilmesi gereken bilgi veya belgenin ulaşmaması süreci durdurmaktadır.

Her gecikmenin kendine özgü bir düğümü vardır. Önemli olan, bu düğümü doğru yerde tespit etmek ve doğru kurumlarla birlikte çözmektir.

Bu nedenle uygulamanın merkezinde müdahale değil; süreç yönetimi, koordinasyon ve kurumsal iş birliği bulunmaktadır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Adalet Bakanlığının ilgili birimleri, adalet komisyonları, cumhuriyet başsavcılıkları ve diğer kamu kurumları, kendi görev ve yetkileri içerisinde çözüme katkı sunacaktır.

Hâkimin yargısal yetkisinin bulunduğu yerde sınır nettir. Kurumsal koordinasyon, bu alanın dışında kalan ve yargılamanın ilerlemesini engelleyen sorunlara yöneliktir.

Hâkim ve Savcılarımızın Emeği Görünür Hâle Gelecek

Yargı teşkilatımızda her yıl milyonlarca dosya, ağır iş yükü altında büyük bir özveriyle çalışan hâkim ve savcılarımız tarafından sonuçlandırılmaktadır. Buna rağmen sayıca istisna oluşturan ancak uzun yıllara yayılan bazı dosyalar üzerinden bütün yargı sistemine yönelik genelleyici değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Gecikmenin gerçek nedeni hâkim veya savcı olmadığı hâlde, bütün sorumluluğun yargı mensuplarımıza yöneltilmesi adil midir?

Yeni sistem, yalnızca geciken dosyaları değil, gecikmenin gerçek nedenlerini de somut verilerle ortaya koyacaktır. Böylece yargı mensuplarımızın yoğun mesaisi ve zamanında sonuçlandırdıkları binlerce dosyadaki başarısı, dış etkenlerden kaynaklanan istisnai gecikmelerin gölgesinde kalmayacaktır.

Bu mekanizma hâkim ve savcılarımızı denetlemek için değil; tek başlarına çözemeyecekleri sorunlara kurumsal destek sağlamak ve emeklerini görünür kılmak için oluşturulmuştur.

Ölçemediğimiz Gecikmeyi Yönetemeyiz

Adalet hizmetlerinde kalıcı çözüm üretmenin yolu, gecikmelerin nedenlerini dosya ve süreç bazında tespit etmekten geçmektedir. Çünkü ölçemediğimiz gecikmeyi yönetemeyiz; nedenini bilmediğimiz bir sorunu çözemeyiz.

Alo Adalet 135 Hattı, gecikmelerin vatandaş tarafından kurumsal zeminde bildirilmesini; Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları ise nedenlerin belirlenerek ilgili kurumlarla çözüm üretilmesini sağlayacaktır. Böylece kişisel talepten kurumsal başvuruya, varsayımdan veriye ve eleştiriden çözüme geçilecektir.

Amaç, devam eden dosyalara dışarıdan müdahale etmek değil; makul süreyi aşan dosyalardaki idari ve teknik engelleri kaldırarak adalet hizmetlerinin daha etkin işlemesini sağlamaktır.

Bir de Böyle Bakmak Lazım

Alo Adalet 135 Hattı’na yalnızca bir başvuru hattı olarak değil; vatandaş, yargı mensubu ve kurumlar arasındaki ilişkiyi daha şeffaf, eşit ve güvenli hâle getiren yeni bir yönetim modeli olarak bakmak gerekir.

Bu sistem; vatandaşın aracı değil kurum aramasını, hâkim ve savcılarımızın kişisel temaslardan korunmasını, gecikme nedenlerinin verilerle ortaya konulmasını ve dış kaynaklı sorunlara kurumsal çözümler üretilmesini sağlayacaktır.

Gecikmeler azaldıkça vatandaşlarımızın adalete güveni güçlenecek; hâkim ve savcılarımızın fedakârca çalışmaları daha görünür hâle gelecektir.

Bu nedenle Alo Adalet 135 Hattı’na bir de böyle bakmak lazım:

Bu mekanizma, yargısal bağımsızlığa müdahale değil; bağımsızlığı kişisel ilişkilerin gölgesinden koruyan, tarafsızlığı güçlendiren ve adalet hizmetine duyulan güveni artıran kurumsal bir güvencedir.

Turan KULOĞLU
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Daire Başkanı

Bu blogdaki popüler yayınlar

SIFIR GECİKMELİ YARGI MODELİ

Yeni Adli Yıla Girerken...